ARPA(BEYAZ) İşlem Adeti: En az: 0.900 | En çok: 0.950
BUĞDAY(MAKARNALIK) İşlem Adeti: En az: 0.890 | En çok: 1.020
MISIR (YEMLİK) İşlem Adeti: En az: 0.770 | En çok: 0.810
K. FASULYE İşlem Adeti: En az: 3.000 | En çok: 3.600
NOHUT İşlem Adeti: En az: 8.000 | En çok: 9.200
 
 


  Karaman ilimiz

İlimizin Tarihçesi

Karaman ovası tarihin ilk çağlarından itibaren Anadolu’yu Çukurova ve güneye bağlayan en önemli ticaret ve yerleşim yerlerinden birisi olmuştur. Özellikle çok geniş ve verimli ovaya sahip olması nedeni ile Karaman adeta bir cazibe merkezi haline gelmiş bu özelliğinden dolayı tarihinde önemli olayların öncülüğünü yapmış bir şehir olarak gündemden hiç düşmemiştir.

 Karaman il sınırları içerisinde Süleymanhacı Köy’ünde yer alan Pınarbaşı Höyüğünde Kültür Bakanlığı ve İskoçya Edinburg Üniversitesi iş birliği ile 1994 yılında başlatılan kazıların ilk izlenimlerine göre bölgenin insanlık tarihi ve kültürünün Epi Paleolitik döneme (M.Ö 10000) kadar indiği tespit edilmiştir.

             Yine Pınarbaşı ve Karaman Merkeze bağlı Canhasan köyünde bulunan Canhasan Höyüğünde yapılan kazılarda insanlık yaşamında çok önemli bir yere sahip olan Neolitik döneme yani Cilalı Taş Devrine ait bulgulara rastlanmıştır (M.Ö. 8000 – 5500) . Bunlara benzer bazı höyüklerde yapılan yüzeysel araştırmaların sonucunda Bronz çağına ait çanak ve çömlek parçalarına rastlanılmıştır. (M.Ö.3000- 1200)

             İlk çağlardaki durumu net olmayan Karaman, Hititliler döneminde Arzava adlı yarı bağımsız bir devletin sınırları içerisinde önemli bir ticari ve askeri merkez olmuştur. Günümüze kadar gelen Karadağ ve Kızıldağ’da Hititliler döneminden kalma kitabeler ve röliyefler mevcut bulunmaktadır.

             M.Ö. 7. yüzyılda Frigler’in  6. yüzyılda Lidyalılar’ın  işgaline uğrayan şehir 6. yüzyılın sonlarında Pers  egemenliği altına girmiştir.

             Klasik devirde Lykaonia bölgesinde Laranda olarak bilinen şehir, Helenistik devirde büyük İskender’in haleflerinden Perdikkas ve Flippos’un (M.Ö. 322) talan ve tahriplerine uğramış M.Ö. 1. yüzyıla kadar Anadolu’daki Helenistik krallıkların egemenliği altında kalmıştır.

     Karaman Roma devrinde mahalli krallardan Derbe Hakimi Antipotros’un yönetimine girmiş, Galatia Kralı Amyntos’un Atipatros’u yenip öldürmesi üzerine şehir Galatların eline geçmiştir. Laranda Roma devrinde Lykonia birliğine bağlı önemli bir ticaret merkezi olarak kalmıştır. Şehir M.S. 325 – 451 yılları arasında da Roma Konsül seçimlerine temsilci gönderebilecek kadar önemli bir merkez olmuştur. Zira ele geçen bazı taş kitabelerden Roma İmparatoru Tralan zamanında şehrin imar edildiğini ve bazı binaların yapıldığını anlamaktayız. Laranda Bizans çağında Hristiyanlığın önemli şehirleri arasına girmiş, özellikle Karadağ üzerinde bulunan BARATA şehrinde 4. ve 9. yüzyıllarda pek çok kilise yapılmıştır. Bu gün bu kilise kalıntılarından bir kısmı ayakta olup literatüre BİNBİR KİLİSE  olarak geçmiştir. Yine Ekinözü Köyü’nde bulunan DERBE Höyüğü ve TAŞKALE Kasabasında bulunan MANAZAN Mağaraları bu dönemin önemli yerleşim yerleridir. Özellikle Manazan Mağaraları Yeşildere vadisinin kuzey yamaçlarındaki doğal kayalara oyulmuş 5 katlı olup zamanın toplu konutu olarak inşa edilerek uzun yıllardan beri de tahıl ambarları olarak kullanıldığını bilmekteyiz. Bu mağaraların tahıl ambarı olarak kullanılmaya başlanmasının bir nedeninin de önemli bir tarım bölgesi olduğunun kanıtıdır.

Laranda, 8. ve 9. yüzyılda Arap orduları tarafından birkaç kere kısa süreli işgal edilmişse de şehir Selçuklular dönemine kadar Bizans hakimiyetinde kalmıştır. Anadolu’nun Selçuklular tarafından fethinden sonra Danişmentoğulları’nın eline geçen Karaman M.S.1165 yılında 2. Kılıçaslan tarafından Selçuklu topraklarına katılmıştır. Laranda Selçuklular devrinde imar edilmesine ve 12. yüzyılda kalesinin onarılmasına rağmen daha sonraki yüzyıllarda yapılan savaşlar nedeni ile bu eserler bozulmuş Saadettin Ali Mescidi ve Kale dışında hiçbir eser günümüze kadar gelememiştir.

Anadolu Selçuklu Sultanı Alaeddin KEYKUBAT devletinin Akdeniz kıyılarını güvenlik altına almak için Türkmenler’in (OĞUZLAR) Avşar boyundan, bir diğer iddiaya göre de Salur boyundan olan Karamanoğulları’nı Karaman, Ermenek, Mut, Gülnar, Silifke, Anamur, Mersin, Alanya ve Antalya bölgelerine yerleştirmiştir. Anadolu Selçuklu Devletinin Kösedağ Savaşından sonra Moğollar’a yenilmesi Anadolu’daki  Moğol felaketinin başlangıcı olmuştur. Bu savaştan itibaren Moğol hakimiyeti hüküm sürmeye başlamıştır.

             Karamanoğulları Moğol istilasından sonra Anadolu’da dağılan Türk Birliğini kurmak, Anadolu’nun her tarafında çıkan karışıklıkları önlemek üzere diğer uç beylerine göre daha güçlü olması, askerliğe daha yatkın olması ve Selçuklu ve Moğol baskısından kaçanların da katılımları ile Nure Sofi adlı bir Türkmen dervişinin oğlu olan Kerimiddin Karaman önderliğinde, 1256 yılında bağımsızlığını ilan ederek Karamanoğulları Beyliğini kurmuştur. 1264 yılında Karamanoğulları Beyliğinin başına Mehmet Bey geçer. Öteden beri, Arap- Fars kültürünün etkisi altında kalan Türk Dili’nin aslına kavuşması için 13 Mayıs 1277’de ünlü Dil Fermanı’nı yayınlamış ve Türkçe’yi yeniden “Devlet Dili” olarak ilan etmiştir.

  

                                                                                   Günümüz Türkçesi ile;

            Şimden geru hiç kimesne,                            “Bu günden sonra hiç kimse

            Kapıda, divanda, mecliste,                            Divanda, bargahta, mecliste ve

            Seyranda Türk Dilinden                                Meydanda Türkçeden başka dil

            Özge söz söğlemeye                                     Kullanmayacaktır.”

 

            Anadolu Selçuklu Devletinin 1308 yılında yıkılmasından sonra Karamanoğulları, Konya ve çevresine tamamen hakim olmuşlar; Selçuklu Devleti’nin başkentine sahip oldukları için bu devletin mirasına sahip çıkarak Anadolu’da siyasi birliği sağlamaya çalışmışlardır. Topraklarını Akdeniz’e kadar genişleten Karamanoğulları 14. yüzyılda Anadolu’nun en güçlü beyliği haline gelmiştir.

             Karaman 1256 – 1487 yılları arasında yaklaşık olarak 230 yıl Karaman Beyliği egemenliğinde kalmış ve Anadolu da kendini en uzun süre ayakta tutabilen beyliğe başkent görevi yapmıştır.

             Karaman, bünyesinde Mevlana, Yunus Emre, Karamanoğlu Mehmet Bey, Kazım Karabekir Paşa, Piri Reis, Ali Cemal Efendi (Zembilli Ali Efendi), Şeyh Edebali, Dursun Fakıh, Şeyh Ali’y-yüs Semerkandi, Molla Fenari, Gufrani, Kenzi gibi bir çok ünlü şahsiyetler yetiştirmiştir.

  Beyliği döneminde en parlak günlerini yaşayan Laranda, diğer taraftan hızla gelişmekte olan güçlü ve daha düzenli orduya sahip olan, Anadolu’da bulunan diğer beyliklerin de katılımları ile gücüne güç katan Osmanoğulları hızla büyümüş, bunun sonunda Anadolu’da hakimiyet kurmak isteyen iki beylik arasında mücadele başlamıştır.

  Osmanlılar’la Memluklu’lar arasına sıkışan Karamanoğlu Beyliği özellikle Osmanlılar’la yapmış oldukları savaşlar sırasında çok acı çekmiş, şehirleri defalarca yakılıp yıkılmış, dolayısı ile gelişme olanağını kaybetmiş; 150 yıl süren çeşitli savaşlar sonucunda 1467 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı Devletine katılmasına rağmen, Beylik 1487 yılına kadar ayakta kalmıştır. Karamanoğlu Beyliği yıkıldıktan sonra Osmanlı’ların devlet politikası sonucu Karamanlılar; başta Rumeli olmak üzere Kıbrıs, İstanbul ve Anadolu’nun değişik vilayetlerine, İmparatorluğun değişik bölgelerine yerleştirilmişler yani bir nevi  sürgün edilerek tasfiyeye maruz kalmışlardır.

 İşte bunun içindir ki günümüzde bile Anadolu topraklarının değişik yerlerinde Balkanlarda, Kıbrıs’da hatta Yunanistan’da (Yunanistan’da devlet başkanlığı yapmış bir döneme damgasını vurmuş bulunan KARAMANLİS’in de Karamanlı olduğu ve Karaman’da yaşamış olduğu evin hala ayakta olduğu tartışılmaz gerçektir.) mutlaka Karaman ismi verilmiş beldeler, yerleşim yerleri, mahalle isimleri, cami isimlerine ve Karaman’lılara rastlamak mümkündür. Örneğin Göller bölgesinde Karamanlı, Batı Karadeniz’de Karaman gibi yerleşim yerleri Afyonkarahisar’da Karaman adında bir mahalle yine bu mahallede Karaman adı taşıyan cami bulunmaktadır.

             Karaman; Karamanoğulları Beyliğinin yıkılmasından sonra Osmanlı toprakları içerisinde ‘’Eyalet’’ olarak yerini almıştır. İdarenin başınada bir beylerbeyi atanmış daha sonra Konya vilayetine bağlı bir sancak merkezi haline getirilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde ilçe merkezi olmuştur.

     Tarih, Kültür ve huzur kenti uzun bir süre ilçe merkezi olarak kalan bu nedenle  kendisini yeterince tanıtamayan Karaman nihayet 15 Haziran 1989 tarihinde 3578 sayılı yasa ile Türkiye’nin 70. ili olmuştur.


  MENÜLER

 
 
 
 
   ETKİNLİK TAKVİMİ
 


2017-2020 Stratejik Planımızda Hangi Konulara Ağırlık Göstermemizi İstersiniz?
Ekonomik ve Sosyal Çalışmalar
Borsacılık Faaliyetleri
Bilgi, Danışmanlık ve Destek
İş Geliştirme ve Eğitim

 
 
TOBB  
TOBB ETÜ - TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi  
ABİGEM - Avrupa Birliği Türkiye İş Geliştirme Merkezleri
TOBB Sanayi Veri Tabanı  
TEPAV - Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı  
MEYBEM - Mesleki Yeterlilik ve Belgelendirme Merkezleri
Kobi Bilgi Sitesi  
KGF - Kredi Garanti Fonu  
GTİ - Gümrük ve Turizm İşletmeleri
TOBB TV  
Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi  
BALO - Büyük Anadolu Lojistik Organizasyonlar
UMEM Beceri 10 Projesi  
TOBB Türkiye Fuar Rehberi  
İKV - İktisadi Kalkınma Vakfı
               
Her hakkı saklıdır.© 2014 Karaman Ticaret Borsası                 
 
Online Ziyaretçi Sayısı :
1
E-Posta : info@karamantb.org.tr   
Toplam Ziyaretçi Sayısı :
140